Teknoloji Sanatla Buluşuyor: Katherine Behar “Veri Girişi”

0

Pera Müzesi, 8 Eylül- 16 Ekim tarihleri arasında düzenlediği Veri Girişi sergisinde heykel, performans ve video alanlarında çalışan sanatçı Katherine Behar’ın eserlerine yer veriyor. Günümüzde teknoloji ve dijitalleşmenin veri yığınları, ölçüm ve bilgiyle olan ilişkisini ele alan, sorgulayan ve yeniden tanımlayan sergi, aynı zamanda Katherine Behar’ın sanatına genel bir bakış sunuyor. Sergide, sanatçının Suna ve İnan Kıraç Vakfı Anadolu Ağırlık ve Ölçüleri Koleksiyonu’ndan aldığı ilhamla ürettiği yeni eserler de bulunuyor.

Pera Müzesi’nde teknoloji ve sanatı bir araya getiren Veri Girişi sergisi, Katherine Behar’ın verinin doğasına odaklanan eserlerinden yola çıkarak verinin hem bir ölçüm biçimi hem de oldukça güçlü bir teknolojik meta olarak önemini vurguluyor. Sanatçı veriyi “hesaplama halindeki dünya, dünyanın ve enformasyonun ham ölçüsü” olarak tanımlıyor ve şöyle soruyor: “Bilgi işlem teknolojisinin her yeri kapladığı bir çağda dijital medyaya gömüldüğümüzü söylemek bir tür klişeye dönüştü. O halde, dünyamızı gelişmiş teknolojilerle paylaşmak ne anlama geliyor?”

Küratörlüğünü Pera Müzesi ekibinden Fatma Çolakoğlu ve Ulya Soley’in yaptığı sergide Behar’ın, Suna ve İnan Kıraç Vakfı Anadolu Ağırlık ve Ölçüleri Koleksiyonu’ndan aldığı ilhamla ürettiği yeni eserler de öne çıkıyor. Veri Bulutu (Data Cloud) klavye tuşlarıyla kaplı yumuşak, doldurulmuş bir heykel formundan oluşuyor. Sergiye adını veren ve sergi kapsamında belirlenen gün ve saatlerde gerçekleşecek olan Veri Girişi (Data’s Entry) performansında ise koreograf ve performans sanatçısı Aslı Bostancı ve Melih Kıraç verinin maddi mevcudiyetini temsil eden klavye tuşlarının meydana getirdiği bir yığınla zorlu bir mücadeleye girişiyor. 3D animasyonlardan oluşan Bulut Profilleri: Ağırlıksız Ölçüler veri bedenleşmesini ele alıyor. Bu animasyonlar Anadolu Ağırlık ve Ölçüleri koleksiyon sergisinde yer alan videolara müdahale ederek Pera Müzesi’nin farklı sergileri arasında bir diyalog kuruyor. Sergideki en dikkat çekici eserlerden biri ise E-Atık başlıklı USB heykel serisinden oluşan yerleştirme. Elektronik atık fikrinden yola çıkarak bir distopya kurgulayan bu heykel serisi, hizmet için tasarlandıkları insanların yok olmalarından çok sonra çalışmaya devam etmekle lanetlenmiş alçakgönüllü cihazların bilimkurgu hikayesini ortaya koyuyor.

Sergide ayrıca Büyük Veriyi Modellemek başlıklı altı kanallı, ironik ve etkileyici bir video yerleştirmesi, bir bilgisayar faresi sürüsü için Mors alfabesiyle yazılmış acıklı mesajlar basan 3D yazıcıdan oluşan 3D-&& ile robotik elektrikli süpürgelerden oluşan Roomba Rumba başlıklı yerleştirme de Katherine Behar’ın üretimini detaylı biçimde keşfetme olanağı tanıyor. Sergi, insan-makine ilişkisini ele alarak dijital tüketim ivmesini yavaşlatmayı ve insanlık olgusuna yeni bir bakış açısı sunmayı hedefliyor.

Dijital kültürün ekonomik, politik ve sosyolojik etkilerini deşifre eden sergideki yapıtlar, sanatın dijital kültür ve teknolojik gelişmelerle olan ilişkisine eğiliyor. Sergi aynı zamanda veri ve enformasyon yığınlarındaki anlam arayışımıza, bu yığınların bedenimiz üzerindeki etkisine, günümüz dijital kültüründe toplumsal cinsiyet ve emeğe, hıza ve yavaşlığa değinerek bu konularda yerleşmiş alışkanlıklarımızı sorgulamamıza olanak tanıyor. Sergiye, Daniel Rosenberg, Alexander R. Galloway, Patricia Ticineto Clough, Tung-Hui Hu gibi, teknoloji kuramları üzerine çalışan akademisyenlerin ve kendisi de bir akademisyen olan sanatçının da katkıda bulunduğu, sergiyle aynı isimli bir katalog da eşlik ediyor.

Serginin ziyarete açılacağı 8 Eylül Perşembe günü saat 18:30’da, sanatçının Pera Müzesi oditoryumunda “Optimistik Değil, Optimize” başlıklı bir konuşması da gerçekleşiyor. Behar bu konuşmada sergideki eserler üzerinden insan ve makine arasındaki dayanışma noktalarını araştırarak bu ilişkilerde süregelen ırk, toplumsal cinsiyet ve sınıf dinamiklerinin izlerini sürüyor. Pera Müzesi Oditoryumu’nda gerçekleştirilecek ücretsiz etkinlik için yerler sınırlıdır, rezervasyon alınmamaktadır. Etkinlik dili İngilizcedir, simültane tercüme yapılacaktır.

Veri Girişi sergisi 16 Ekim 2016 tarihine kadar ziyaret edilebilir.
Pera Müzesi Salı’dan Cumartesi’ye 10:00-19:00 saatleri arasında, Pazar günleri ise 12:00- 18:00 saatleri arasında gezilebilir. Müzede Cuma günleri hem uzun hem de ücretsiz! “Uzun Cuma”larda müze 18:00 – 22:00 saatleri arasında ücretsiz olarak ziyaret edilebilir. “Genç Çarşamba”larda tüm öğrenciler müzeyi gün boyu ücretsiz ziyaret edebilir.

Sergi, İstanbul Amerikan Başkonsolosluğu’nun desteği, Beko’nun teknoloji sponsorluğu ve Jotun’un sergi salonu boya sponsorluğunda gerçekleşiyor.

www.peramuzesi.org.tr
blog.peramuzesi.org.tr
twitter.com/PeraMuzesi
www.facebook.com/PeraMuzesi.Museum
www.youtube.com/PeraMuzesi
instagram.com/peramuzesi

Performans: Veri Giris?i

Pera Müzesi’nde Katherine Behar: Veri Girişi sergisi kapsamında, sergi boyunca Cuma, Cumartesi ve Pazar günleri belirlenen saatlerde sergiye adını veren Veri Girişi başlıklı bir performans gerçekleştiriliyor. Performansta koreograf ve performans sanatçısı Aslı Bostancı ve Melih Kıraç, hantal bir bilgisayar klavyesi arayu?zu? ile etkiles?im kurar. Yu?zeydeki klavye tus?ları yıg?ını, elde edilmis? veriyi temsil eder ve veri giris?inin temelini olus?turan, aklı uyus?turup insanı makineles?tiren tekrarları c?ag?rıs?tırır. Bu etkileyici performansta dansc?ının bedeni klavye arayu?zu? tarafından hem tescillenir hem de reddedilir. Dansc?ının mu?cadelesi, biyometri ve ayrıntılar yoluyla vu?cutlarımızı verinin ic?ine yerles?tirir, bir yandan da verinin hayatımızdaki varlıg?ının yarattıg?ı engelleri ortaya koyar. Pera Mu?zesi’nin Anadolu Ag?ırlık ve O?lc?u?leri Koleksiyonu’ndan ilhamla hazırlanan bu proje, veri o?lc?u?m su?recine yeniden ag?ırlık kazandırmayı amac?lıyor.

Performans: Aslı Bostancı, Melih Kırac?
Yedek Dansçı: Pınar Akyüz
Ses tasarımı: Shelley Burgon
Bağımsız koreograf Aslı Bostancı (1984), 2007’de Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuarı Çağdaş Dans Bölümü ve 2009’da Emmanuelle Huyn yönetiminde CNDC’de (Centre National de Danse Contemporaine Anger FR.) eğitim gördü. 2012’de başladığı yüksek lisans eğitimini Mimar Sinan G.S.Ü.’de sürdürmektedir. Sanatçının son yıllarda gerçekleştirdiği başlıca özgün performansları: in between (2008), panic in the ZOO (2010), tales in no language (2012), singing stories on speaking mountain (2013), the last unicorn (2014), büyükannem bir taş (2016). MSGSÜ Çağdaş Dans ASD’de 2014 yılından beri Araştırma Görevlisi olarak çalışmalarını sürdürmektedir.

Melih Kıraç (1990) Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Çağdaş Dans Bölümü’nde lisans eğitimini tamamladı. Yüksek lisansına devam ediyor ve yine aynı bölümde ders veriyor. Dansçı ve performansçı olarak Meg Stuart, Marc Vanrunxt, Tijen Lawton ve MDT İstanbul gibi koreograf ve topluluklarla çalışmış ve halen Çıplak Ayaklar Kumpanyası ile çalışmalarına devam ediyor. Yürüyen beden kompozisyonuna odaklanan son araştırması HOŞGELDİNİZ, 2015 yılında workspacebrussels ve europalia Belçika ortaklığıyla bir araştırma projesi olarak çalışıldı ve Working Title Situation #02 kapsamında Belçika Kaaistudio’s’ta gösterildi.

Paylaş

Yazar Hakkında

İşletme Fakültesinde öğrenci, teknoloji ve internet en büyük tutkularının başında geliyor. Araştırmayı, okumayı ve yazmayı sever. 2016 yılından itibaren Basın Bültenleri websitesinde yazar olarak çalışmaya başladı.

İlişkili Yazılar

Yorum Yazın